8 Şubat 2010 Pazartesi

GAZPACHO



Dışarıda gıpgri ve berbat bir hava var. Her ne kadar Endülüs'ün 50 dereceye varan sıcaklarında serinlemek için içilse de bir bardak Gazpacho benim her zaman içimi ısıtır:)



Malzemeler
1 kg olgun domates
1 adet yeşil biber
1 salatalık
1 küçük boy kuru soğan
2 diş sarmısak
100 gr bayat ekmek
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1/2 çay bardağı sirke
2 çay kaşığı tuz
Su

Yapılışı:
Ekmeği ıslayıp, kabuğu soyulmuş ve çekirdekleri çıkarılmış domatesleri, 2 diş sarımsağı,soğanı ve çekirdekleri çıkarılarak ufak ufak doğranmış biberi blandera atıyoruz. Kıvamına göre gerek varsa biraz su da katabiliriz.Biraz tuz ekleyip en az bir saat buz dolabında bekleterek afiyetle içiyoruz.
İsterseniz içine koyduğunuz malzemelerden ve bir miktar soğan ve haşlanmış yumurtayı da ince ince doğranmış olarak küçük tapas tabaklarında servis edebilirsiniz.Böylece soğuk çorbanız daha doyurucu olabilir.

28 Aralık 2009 Pazartesi

FIN DE FIESTA



Pamela Cervantes uzun bir aradan sonra yeniden İstanbul'daydı. Niceliği az niteliği çok yüksek , şahane bir workshop geçirdik. Pamela daha önce Pera Güzel Sanatlar'ın da konuğu olmuştu. Bu sefer kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiği bu kısa ziyaretinde, flamenko istanbul derneği desteğiyle, canlı müzik eşliğinde Bulerias de Jerez dans etmeyi öğretti.Dans etmeyi öğretmek ile koreografi öğretmek arasında çok büyük bir fark var. Dün geceki fin de fiestada hepimiz bir sürü hata yapmışızdır ama farkında bile varamadık:) gerçekten dans ettiğinizde sadece müzik, cante ve siz oluyorsunuz o sahnede.Birilerinin sizi buna itmesi çok büyük nimet oluyor. Yeni bir eğitimci olarak kendime de bir sürü ders çıkardım bu workshoptan. En önemlisi çook ama çok eylendim.Çok tatlı insanlarla tanıştım. Flamenkonun tekelleştirilmesinin ruhuna ne kadar ters olduğunu, özgür bir ortamda kısa sürede ne kadar harika sonuçlar alınabildiğini gördüm.


Bu nedenle "flamenco permanece con la libertad"diyorum ve Pamela'ya çok teşekkür ediyorum.

13 Kasım 2009 Cuma

İSTANBUL'DA BİR FLAMENKO DERNEĞİ


Flamenko içinize nasıl düşer anlamazsınız...Belki bir buleriadır ruhunuza takılan, kimi zaman bir solea cantesi, bazen puantiyeli bir elbisededir büründüğünüz, bazen şuursuzca tutulan bir ritmdir sizi yakalayan. Sizin bir parçanız olur flamenko.Önceleri haftada birkaç geceniz, sonra yavaş yavaş her gününüz, her anınız, etiniz,tırnağınız, ruhunuz...Duruşunuz değişir, bakışınız değişir, varoluşunuz değişir. Bünyenizde flamenko sensörlü bir solungaç peydah olur.Dünyanın neresinde olursanız olun, solungaçlarınız flamenko nefeslerini mutlaka alırlar.Flamenko aşkına düşenler birbirlerini mutlaka bulurlar... Dışarıdan bakanların şaşkın gözlerle izleyecekleri bir kod oluşur aralarında. Flamenkoyu paylaşabilmek o kadar harika birşeydir ki belki de hayatta başka pek de bir şeye ihtiyaç kalmaz. Günler yeni falsetalarla, zapateadolarla, letralarla geçmektedir. Ruha zor sığan flamenko üç beş kişilik paylaşımlara sığmakta zorlanmaktadır.Haydi bir araya gelelim der birileri, paylaştıkça çoğalalım, Juergalarımız daha kalabalık, sangrialarımız daha bereketli olsun...7 Nisan 2008'de sessiz sedasız bir dernek kurarlar.İspanyolca kursları ve juergalarla flamenko kültürünü yaşatmaya başlarlar. Amaçları öncelikle, flamenkoyu doğru bir şekilde anlatabilmektir. Benim gitarım flamenkodur, benim şarkım ,benim dansım olmazsa flamenko olmazları bir yana bırakıp, bu kültüre merak duyan herkesin bir araya gelebileceği ve bir bütünün parçası olabilecekleri bir enerji yaratmaktır. Flamenko İstanbul Derneği'nin Kadıköy'de başlayan macerası şu anda Galata İstanbul Dans Merkezi'nde devam ediyor. Burada flamenkonun olmazsa olmazı canlı müzik ve dans bir arada sunuluyor. Dans eden cantaorlar, llamada yapan tocaorlar ve şarkı söylemeye çalışan bailaoraların kocaman flamenko hayalleri var. Endülüs gezileri, karşılıklı kültür projeleri,juergalar, workshoplar ve daha neler neler.

Flamenko içinize nasıl düşer anlamazsınız.Umarım düştüğünde doğru yerde ve doğru insanlarla birliktesinizdir...



11 Kasım 2009 Çarşamba

OLE MI NINA! ANDA GUAPAA!


Ninam Pastorim 2009 Latin Grammy flamenco ödülünü kapmış bulunuyor. Daha önce Shakira gibi dünyaca ünlü isimlerle pop dalında aday gösterilmişti, ancak bu sefer "Esperando Verte" albümü ile flamenco dalında ödül kazandı.Flamenco dünyasından diğer adaylar ise Enrique Morente, Carmen Linares, Vicente Amigo, Miguel Poveda idi. India Martinez de en iyi çıkış yapan flamenko sanatçısı dalında adaydı ama bu sene alamadı maalesef.

Esperando verte benim için de 2009'un en güzel albümüydü.Zaten Nina öksürse seviyorum:))

30 Ekim 2009 Cuma

FLAMENKO BİR EFSANESİNİ DAHA KAYBETTİ... BERNARDA DE UTRERA 28 EKİM'DE HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU.











Flamenko kadınları denince akla hemen gelen iki kız kardeştir Fernarda ve Bernarda de Utrera kardeşler. İsimlerinden de anlaşılabileceği gibi Utrera'lı kardeşler cante flamenco'da çok önemli bir ekol olarak tarihe geçmişlerdir. Hikaye, dönemşin benzer hikayeleri gibi bir köyde başlar, sonra Madrid'de önemli tablaolarda ve New-York'ta devam eder. 1957 Yılı'nda New-York'ta düzenlenen Dünya flamenko Fuarı'nın ardından Bernarda, ana vatanına dönmeye karar verir. Yerel yaz festivallerinin tadını büyük şehirlerin koşturmacasına tercih edecek gerçek bir flamencadır. "Rito y Geografia del Cante" adlı belgeselde Diego del Gastor'un gitarı eşliğinde bir buleria döktürür ve seguirias ve fandangos söyler. 1987 Yılı'nda kız kardeşi Fernanda ile çıkardıkları albüm Fransa'da Akademi ödülüne laik görülür.1999'da ilk kez "Bernarda Ahora" (Şimdi Bernarda) adlı bir solo albüm çıkarır, albümü ablası Fernanda'ya ithaf eder.Yaşamı boyunca aralarında Endülüs Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün de olduğu bir çok ödüle layık görülür. Flamenko Dünyası Bernarda de Utrera'yı en son 2002'de Sevilla'da Alcazar Bahçeleri'nde verdiği konserde canlı izleyebildi ancak Buleria'ya kattığı eşsiz yorum ve çok güçlü bir flamenko aurası onu flamenko tarihinin unutulmazlarından biri yaptı. Şimdi üç yıl önce kaybettiği ablası Fernanda'nın yanında huzurlu bir uykuya daldı. Yolunuz bir gün Utrera'dan geçerse, heykellerinin yanı başında, kim bilir belki yankılanır o meşhur buleria...


Bernarda de Utrera 1926-........

10 Ağustos 2009 Pazartesi

FLAMENCO HOY!


Klasik bir prova atmosferi. Isınan, dinlenen, zapateado yapan dansçılar; arada kulağa gelen müzik sesleri, koreografların "canlanın, canlanın" nidaları arasında fotoğraf makinesiyle salonun sıcaklığını takmadan gezinen mutlu bir adam, 77 yaşındaki Carlos Saura. Tüm bu keyifli telaşın sebebi 18 Ağustos'ta Los Veranos de la Villa de Madrid kapsamında görücüye çıkacak olan "Flamenco Hoy"( Flamenko Bugün) adlı gösteri. Flamenkoyu dünyaya sevdiren büyük sinema ustası Saura bu sefer bir sahne gösterisini yönetiyor. Flamenco Hoy'un müzikleri Chano Domingez , ışık tasarımı Jose Luis Lopez Linares , kostümleri Antonio Alvarado imzasını taşıyor.

Endülüs'te geçen 24 saat'in anlatıldığı gösteride ışıklara çok önem verilmesi Saura hayranları için şaşırtıcı olmasa gerek. Her sabah sektirmeden dans provalarını izlemeye giden Saura gençliğinde flamenko dans öğrenmek için yaşlı bir çingenenin kapısını çalar, ancak çabalar nafiledir, flamenko öğretmeni Saura'ya: " Senin başka bir alanda kendini göstermen daha iyi olabilir evladım" der ve umutsuzluğa kapılan Saura flamenko aşkını yansıtacak başka bir yol bulur:). Bu hezimetin onu kariyerinde iyi yerlere getirdiğini belirten yönetmen " Dans etmek, şarkı söylemek ve gitar çalmayı çok isterim ama biraz geç oldu galiba" diyor.

Flamenkonun müzikal zenginliği sonsuz olduğu için çok seçici olmaya çalışmışlar. " Bu (Puro) saf bir flamenko gösterisi, didaktik bir şey olmasını istemedik" diyor. Sevillanas gibi geleneksel formların yanında Chano Dominguez'in Jazzy dokunuşları, arap etkileri ve ustanın özellikle istediği Sefarad etkileri de var müziklerde.

Dasçılardan Nani Panos, Saura'nın kendilerini oldukça özgür bıraktığını ve saygıyla eleştirdiğini söylüyor.Benim en ilgimi çeken de Chano Dominguez'in çalışma yöntemi oldu. Dansçılara palolarla ilgili bir ön bilgi veriyor ama sonra koreografilerin üzerine müzik yapılıyor, bu da dansçıyı çok serbest bırakıyor. Nani, herkesin böylece egolarını yok saydığını ve ortaya çok iyi bir iş çıktığını söylüyor.
Saura ise işin en eylenceli kısmının her zaman hazırlık aşaması olduğunu belirtiyor." Bir sürü muhteşem sanatçı sizin için biraraya geliyor bu bir mucize".

Madrid'teki galanın ardından 2 senelik bir turneye çıkacak olan Flamenco Hoy'un İstanbul'dan geçmesi en büyük dileğim. Aksi taktirde yine bana yol göründü...
Kaynak: El Pais

22 Temmuz 2009 Çarşamba

ZAPATEANDO



































































Alicante İspanya'nın ayakkabı merkezidir. Valencia yakınlarındaki bu küçük şehir bir çok flamenko ayakkabı üreticisinin de anavatanıdır. Alicante toprakları benim için bir başka önemlidir. Antonio Gades bu küçük şehirde dünyaya gelmiş... Ayakkabı üreticileri de büyük ustaya saygılarını göstermek için Alicante Ayakkabı Müzesi'nde "Zapateando" adlı bir fotoğraf sergisi düzenlemişler. Birbirinden değerli tam 11 flamenko dansçısının ayakkabıları Jesus Alonso tarafından ; dansçılar ise aralarında Peter Müller, Ouka Leele, Javier Salas, Outumuro, Gyenes ve Jesús Vallina'nın da bulunduğu ustalar tarafından görüntülenmişler. İşte fotoğrafları ve "zapateando eskiyen ayakkabıları" ile Antonio Gades, Joaquín Cortés, Sara Baras, Antonio El Bailarín, Cristina Hoyos, Rafael Amargo, Eva La Yerbabuena, Blanca del Rey, María Pagés, María Rosa o Joaquín Ruiz.
Sara Baras'ın sarıya çalan çürük yumurtaya dönmüş ayakkabıları ve Maria Pages'in mor taconları favorim.